Canlı Borsa

İş Bankası/Bali: Hedeflerimizi ilk yarıda büyük ölçüde aştık ya da gerçekleştirdik

25.08.2017 10:07
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankanın 93. kuruluş
yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Cumhuriyet’ten bir yıl sonra
Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan İş Bankası’nın bir asra
yaklaşan tarihinin “müthiş bir başarı hikâyesi” olduğunu belirtti.
Kurulduğundan bu yana hem yaygınlaşma hem büyüme anlamında son derece
başarılı bir performans sergileyen İş Bankası’nın sadece bankacılık
alanında fonksiyon yüklenmediğini, sanayileşme hamlesinde, kültürel
gelişmede, sosyal sorumluluk alanında çok ciddi değerler yarattığını
ve yaratmaya devam edeceğini söyledi.
İş Bankası’nın bugün 340 milyar TL’nin üzerinde bir bilanço, 40
milyar TL’lik özkaynak büyüklüğüne ulaştığını dile getiren Bali,
“Bunlar geniş kesimlere dokunan, yaygın mahiyette çok önemli rakamlar…
Bizim değişik bir iş anlayışımız, bir iş yapma tarzımız var. Aslında
aynı insanlar gibi kurumların da bir huyu, tarzı vardır. Bizim
DNA’mız, huyumuz, tarzımız da Türkiye’nin Bankası olarak güçlü mali
yapımızı ekonomimizin doğrusuna kullanmak… 93 yıldır bu şekilde
çalışarak bugünlere geldik” diye konuştu. Adnan Bali, İş Bankası’nın
gerek hane halkına gerekse ekonomiye istihdam ve katma değer yaratan
sektörlere kesintisiz finansman desteğini sürdürdüğünü belirterek,
“Bütün teşkilatımız, sahadaki tüm arkadaşlarım el birliğiyle, imece
usulüyle diyebileceğimiz bir çalışmayla, Türkiye’nin bu zor
dönemlerinde muhataplarımıza da yapıcı yaklaşım göstermek suretiyle bu
bankaya layık çok iyi bir performans sergiledi. Bundan gurur
duyuyorum” dedi.

Hedeflerimizi ilk yarıda büyük ölçüde aştık ya da gerçekleştirdik

Yakın dönemde ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladıklarını
hatırlatan Bali, şöyle devam etti: “2017 yılı iş programımızda
belirlediğimiz hedefleri ilk yarıda büyük ölçüde aştık ya da
gerçekleştirdik. Yüzde 14’ün üzerinde bir sermaye yeterlilik rasyosu
hedefliyorduk. Şimdi yüzde 16,5 gibi gayet iyi bir noktada ilk yarıyı
kapattık. Yine 2017 yılı için yüzde 12-13 bandında bir kredi büyümesi,
yüzde 14-15 bandında da bir mevduat büyümesi öngörmüştük. Haziran sonu
itibarıyla kredilerde yaklaşık yüzde 10, mevduatta da yüzde 8
düzeyinde bir büyüme kaydettik. Dolayısıyla öngördüğümüz büyümenin
büyük bölümünü ilk yarıda gerçekleştirmiş durumdayız.”
Bankanın aktif kalitesi açısından da olumlu ayrışmasını
sürdürdüğünün altını çizen Bali, sorunlu kredilerin toplam kredilere
oranında yüzde 2,4 gibi sektör ortalamasının önemli ölçüde altında bir
seviyeyi koruduklarını vurguladı.
Uluslararası piyasalardan kaynak sağlama konusuna da değinen Bali,
“Darbe girişiminden sonra zamanlaması ve maliyetleri anlamında banka
ve ülke için son derece değerli yurtdışı ihraçlara imza attık.
Ekonomideki normalleşmeye de katkı sağladığını düşündüğümüz bu
ihraçlar ve sendikasyon, seküritizasyon gibi diğer borçlanma araçları
yoluyla sağladığımız toplam kaynak 15 Temmuz 2016’dan bugüne 6 milyar
doları aştı. Hatırlayınız, o süreçteki reyting düşüşünün gerekçelerini
teknik bakımdan aceleci bulduğumu ifade etmiştim. Reyting raporlarında
borçların yenilenmesine dair olumsuz öngörülerde bulunuluyordu. Ne
oldu şimdi o öngörülere?” diye konuştu.

KGF kredilerini en çok kullandıran bankayız

Bali, bankanın Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletli krediler
konusunda da önemli bir performans gösterdiğini ifade ederek, “Biz KGF
kefaletli olarak 18,5 milyar Türk lirası kredi kullandırdık. Bu
desteğimiz tüm KOBİ’lere ve KOBİ ölçeği dışında kalan firmalara
il/ilçe bazında nakış gibi işlenerek, 2 ay gibi kısa bir sürede
sağlandı. Ayrıca en fazla KGF kredisi veren banka olarak, bu
kredilerin çok büyük bölümünü yeniden yapılandırma maksatlı değil,
yeni kullandırım şeklinde amacına uygun olarak müşterilerimize sunduk”
dedi.
KGF kredileri konusunda sektörün de iyi bir sınav verdiğini
belirten Bali, “Daha iyisi olabilir miydi? Daha iyisi tabii ki
olabilir. Şöyle ki, alınmış olan makro ihtiyati tedbirlerdeki
gevşemelerle bütçe açığının GSYİH’ya oranını bir miktar genişletecek
şekilde kamunun almış olduğu sorumluluk banka bilançolarına olumlu
yansıdı. Bunun karşılığı olan politikaların, bütün bankalarımızca daha
da cesurca uygulanabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.
KGF kredilerinden önce aksiyon aldık, tereddütsüz, çok net bir
duruş sergiledik
Banka olarak 15 Temmuz’dan sonraki süreçte, KGF kredilerinin
uygulamaya alınmasından önce, hiç tereddüt etmeden işlerinin gereğini
yapmak anlamında çok önemli bir duruş sergilediklerini vurgulayan
Bali, şunları dile getirdi: “Bunun genel kamuoyunda çok önemli bir
karşılığı ve teveccühü olduğunu biliyorum, görüyorum. Bu gösterilmesi
gereken bir reaksiyondu, refleksti kanaatimce. Ve Türkiye’nin Bankası
diye kendini tanımlamış olan İş Bankası’na yakışır, yaraşır bir
tavırdı. Nitekim ekonomik anlamda da bunları destekleyecek yönde
icraat ve uygulamalarda bulunduk. Hemen bireye, tüketiciye, esnafa,
yani hane halkına yaygın mahiyette dokunan plasmanlarda faiz
indirimine gittik. Yönetme kalitesini sonuna kadar gözeterek,
imkânlarımızı ekonominin doğrusuna kullanmak için gayret sarf ettik.
Örneğin, esnaf ve küçük işletmelere 100 bin Türk lirasına kadarlık bir
kredi paketi sunduk. Bu kredi paketinde çok da özel bir faiz oranıyla
çıkmıştık. 8 haftalık süre içinde 24 bini aşkın esnaf ve küçük
işletmeye 2 milyar Türk lirasının üzerinde kredi kullandırdık. Yani
biz KGF kefaletli kredilerden evvel aksiyon almıştık aslında. Ondan
sonra da KGF uygulamasının devreye girmesiyle biz orada da son derece
aktif bir şekilde yürüdük.”
170 milyar Türk lirasının üzerinde ticari krediyle en büyük ticari
kredi portföyüne sahip özel banka konumunda olduklarını anımsatan Bali
sözlerini şöyle sürdürdü “Bunun da yaklaşık üçte birini KOBİ
kredileri oluşturuyor. Bu yönüyle çok önemli… Peki, biz bunları neden
yaptık? Çünkü biz İş Bankası’nın bu ülke için ne manaya geldiğini,
Türkiye’nin Bankası’nın ne anlama geldiğini ve bu sorumlulukla hareket
etmemiz gerektiğini biliyoruz. Onun için net, tereddütsüz bir duruş
sergiledik. Bu ülkeye özellikle zor dönemlerinde nasıl sahip
çıktığımızı çok net bir tavırla ortaya koyduk. İş Bankası her zaman
bir güven müessesesi olarak takdir görür, bu yönüyle bir teveccüh
görür. Bunun da çok özel bir katkısı oldu. Ama açık ifade etmem
gerekirse bütün bunlara rağmen sermaye yapımızdaki politik partinin
varlığı nedeniyle veya bir kısmı eksik bilgiden, yanlış bilgiden, bir
kısmı maksatlı olarak bize önyargılı yaklaşan başka başka kesimler de
var. Türkiye’ye nasıl sahip çıktığımızı onlara da gösterdik diye
düşünüyorum. Vatanseverlik ayrı bir şey... Bütün özkaynağını bu
ülkeden elde etmiş, kuruluşu bu felsefeye dayanan bir kurum, zaten
bunu yapmak durumundaydı.”

Siyasi etkiye en uzak kurum İş Bankası’dır

İş Bankası’nın sahiplik yapısına atfen zaman zaman ortaya çıkan
tartışmalar ve değerlendirmelere ilişkin Bali şunları kaydetti: “Bu
miras hukuku ile ilgili bir durum. Evet, şu anda Atatürk paylarını
temsilen hisse yapımızda bir politik partinin varlığı söz konusu.
Politik partinin konumu da tamamen temsili, bir ekonomik fayda temini
de söz konusu değil. Sonuçta politik partinin varlığı bir politik
etkiye açık olduğumuz veya bir politik etkiye maruz kaldığımız
anlamına gelmiyor. Politik etkiye açık olmak için, illa bir politik
partinin sermaye yapınızda olması da gerekmez. Sermayesi itibarıyla
bakıldığında hiç böyle bir yapısı olmayan, ama politik etkiye de açık
olan kurumlar, kuruluşlar olabilir. Bu kurumun genel müdürü olarak çok
açık, çok net şunu söyleyebilirim politik etkiye açık olmayan, siyasi
etkiye ne olursa olsun en uzak kurum İş Bankası’dır. Bunun altını
özellikle çizmek isterim. Kuruluş idealleri çerçevesinde bu zorlu
süreçlerde de işimize gücümüze bakarak, aynen adımız gibi işimizi
yapmaya devam ettik. İşimizin kıstasları neyse ona bakarız. İşin
tekniğine bakarız, işin etiğine bakarız. Bunlar karşılandıysa, işimize
bakar yolumuza devam ederiz. Nitekim kredi portföyümüz, yaptığımız
işler, Türkiye’nin büyüklükleri ve sıralamalarıyla, iş dünyasının
sıralamalarıyla paralellik arz eder. Aynı müşterinin yaptığımız işi
vardır, reddettiğimiz işi vardır. Kıstaslarımız, hep işin tekniği ve
hep işin etiğidir. Böyle bir miras, böyle bir yönetim anlayışı
devraldık biz büyüklerimizden.”
Vatandaş olmayı, kurum olmayı bir ülkenin sadece refahını
paylaşmak olarak görmediklerini ifade eden Adnan Bali, “İlk başınızın
sıkıştığını düşündüğünüz anda kendinize ülke arayacaksanız, bu ülkenin
nasıl vatandaşı olabilirsiniz? Bu ülkenin nasıl kurumu olabilirsiniz?
Onun için oturup çalışacağız, uğraşacağız. Yanlışlarımız varsa
düzelteceğiz. Gayretli olacağız. Bu ülkenin zorluklarını da
meşakkatini de paylaşacağız“ dedi.

Dijitalleşmeyi iyi kavradığımızı düşünüyorum

İş Bankası’nın dijitalleşmeyle ilgili çalışmalarına da değinen
Bali, tarihsel geçmişine bakıldığında bankanın teknoloji alanındaki
büyük dönüşümlere öncülük ettiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“1990’ların başında ‘803 kapılı tek şube’ sloganıyla çıkmışız ortaya.
‘Online – realtime’ bütün şubelerini birbirine bağlayan, aslında tek
şube haline getiren bir banka olmayı başarmışız. Tamamen dâhili
vizyonla, o yıllardaki o jenerasyonların, o nesillerin çalışmalarıyla…
1982’de Türkiye’ye ilk Bankamatik cihazını getirirken de aynı ruhla
çalışmışız, 1997’de Türkiye’de ilk internet bankacılığını sunarken de…
Yine 2000’lerin başında bankacılık işlemlerini mobil platformlara
taşıma konusunda teknolojinin yönünü öngördüğümüzü ve izleyen değil,
öncülük yapan rolleri üstlendiğimizi görüyoruz. Şu anda da bankayı
önümüzdeki onlarca yıla taşıyabilecek olan en büyük teknolojik altyapı
dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. Mesela bunun bir parçası, Tuzla’da
kurmuş olduğumuz, 2 binin üzerinde çalışanımızın bütün bankaya hizmet
verdiği teknoloji ve operasyon merkezi… Bankayı gelecek yıllarda veri
konusunda olumlu yönde ayrıştıracak veri merkezi yatırımımızı da
tamamlamış bulunuyoruz. Dünyadaki en iyi uygulamaları yerinde görerek,
bizzat benim de katıldığım ziyaretlerle bu işleri yapmaya çalıştık.
Bunları yaparken de bankayı geleceğe hazırlayabilme, tehditleri ve
fırsatları öngörerek, ona göre pozisyonlar alabilme yaklaşımıyla
hareket ettik. Hep söylerim, bankanın gelecek nesilleri bizi ne kadar
da güzel mevduat topladığımız, ne kadar da güzel krediler verdiğimiz
için anıyor olmayacak. Ancak bir teknolojik trendi ıskaladıysak, o
zaman anacaklar ve iyi anmıyor olacaklar.”
Teknolojik gelişimi ve dijitalleşmeyi nihai kullanıcı ile nihai
sunucu arasındaki mesafenin kısalması ve etkinleşmesi şeklinde
‘aracısızlaşma’ olarak anladığının altını çizen Bali, bu konuda da
öncü olabilmek için yenilikleri yerinde görüp, trendleri yakından
izlediklerini vurgulayarak “Mesela Silikon Vadisi’nde iştirakimiz
SoftTech’in altında bir oluşumumuz var. Genç arkadaşlarımız,
yöneticilerimiz sürekli orayı ziyaret ediyorlar. Ben de orada bir süre
bulundum. Bölgedeki bütün o atmosferi, iklimi ve inovatif kültürü
sonuna kadar hissedecek şekilde çalışıyoruz. Teknolojik gelişmeyi,
dijitalleşmeyi iyi kavradığımızı düşünüyorum. Ve kavradığımız şeyi
hayata geçirme konusunda çok iyi yoldayız. Çok ciddi bir müşteri
sayısına eriştik” dedi.
Adnan Bali, dijitalleşmenin bankacılık sektöründeki insan kaynağı
ve şubeleşmeye etkilerine ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bunları birbirinin alternatifi olarak görmüyoruz, birbirinin
tamamlayıcısı alanlar. Nitekim bunun en somut örneğini Bankamatikler
ile ilgili verebilirim. 20-25 yıllık bir sürede 6.700 civarında
Bankamatik sayısına ulaştık. Bu, 19 bin çalışana denk geliyor. 19 bin
çalışana denk geliyor hesabıyla yola çıkarken bir öngörüde
bulunsaydık, istihdam epey azalacak diye düşünebilirdik. Oysa çalışan
sayımız da aynı dönemde 15 binden 25 bine çıktı. Çünkü o alanda da
büyüyorsunuz, bu alanda da büyüyorsunuz. Birbirini destekliyor.
Müşteri bölünen, parçalanan bir şey değil. Müşterinin mobilden geçeni,
şubeye gideni de aynı kişi olabiliyor tabii ki… Dolayısıyla hepsini
bir bütünlük içinde kavrıyoruz.”
yüzde 14-15 civarında bir özkaynak karlılığının çok makul ve bugünkü
tabloda, özellikle bankacılık sisteminin fonksiyonu açısından kritik
olduğunu düşünüyorum. Çünkü biz yüzde 15’lik sermaye yeterlilik
rasyosunu koruyacaksak, bunu korumamız bize yeni kredi verme imkânları
sağlayacaksa yüzde 15 civarında bir özkaynak karlılığını da korumamız
gerekiyor. Ekonomik büyüme için kredi lazım, kredi için özkaynak
lazım, özkaynaklar için de bankaların kâr etmesi lazım. Kârları
buharlaştırıyorsanız, oraya buraya transfer ediyorsanız, eleştirileri
anlarım o zaman... Hâlbuki biz kârları buharlaştırmıyoruz. Örneğin İş
Bankası olarak alıyoruz, özkaynağımızın üzerine ilave ediyoruz.
Türkiye’ye yeni kredi imkânı olarak kullandırmak üzere özkaynağımızı
güçlendiriyoruz. 40 milyar Türk lirası özkaynağı bu ülkede bu yolla
biriktirdik. Bakınız şurası da çok önemli daha Basel, uluslararası
mevzuat, hatta BDDK yok iken kâr dağıtımına ana sözleşmesinde üst
sınır koymuş bir bankayız biz. Bizim böyle müdebbir bir sermaye ve
ortaklık yapımız ve vizyonumuz var. Ben böyle bakıldığında özellikle
kurumumuz için çok güvenle söyleyebilirim ki bizim kârımız Türkiye’nin
kârıdır, bizim kârımız Türkiye’nin kârınadır. Onun için aynı anlayışta
çalışmaya devam edeceğiz.”

Zamanında yaptığımız işin bankacılıkla alakası yoktu

Kâr tartışmalarından ziyade bankacılık sisteminin geçirdiği büyük
dönüşümün önemli olduğuna değinen Bali, 2001 krizinden önce krediler
toplam aktiflerin sadece yüzde 30’unu oluştururken krizde bu oranın
yüzde 20’li seviyelere gerilediğini, bugün ise yüzde 60’larda olduğunu
söyledi. Bali şöyle devam etti: “Aradan geçen süre içerisinde biz asıl
işimize gücümüze döndük, asıl fonksiyonlarımızı yerine getirir olduk.
Siz yüzde 30-35 civarında reel getiriyi açık pozisyonla elde
ediyorsanız, sizin ne sermaye yeterlilik sorununuz olur ne de kredi
verme gibi bir kaygınız olur. Krediyi veriyordunuz devlete, en risksiz
olana, en yüksek getiriyle. Açık söylemek gerekirse, o yıllarda
yapılan işin bankacılıkla alakası yoktu. Bugünkü bankacılık sistemi
çok ciddi dönüşüm geçirmiştir. 2001 krizi bu açıdan hayırlı bir
krizmiş. Bize bir sürü şey öğretti. Hem uluslararası standartlar hem
yerel standartlar hem de yönetim kalitesi çok iyi gelişti.”

Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com
http://twitter.com/ForeksTurkey






Canlı Borsa
106.239 18:00
Değişim :  -0,69% |  -737,21
Önceki Kapanış :  106.977  
En Yüksek
107.686
En Düşük
105.624
Açılış: 107.468
Döviz Çevirici
 Alış      Satış
değiştir
Hisse Senedi Ayırıcı
Hisse senetlerini farklı kriterlere göre aramak için ayırıcıyı kullanın
Min Maks
Sermaye ('000 olarak)
Fiyat/Kazanç oranı
Daha Fazla Arama Kriteri
Dow Jones DJIC 23.379 -0,34  
Nasdaq CCO 6.793 1,30  
Xetra DAX DAX 12.994 -0,41  
CAC 40 PX1 5.319 -0,32  
Shanghai Composite SHCOMP 3.383 -0,48  
ÖNE ÇIKAN HABERLER
Copyright 2014 ©
Yasal Uyarı Notu

© BİST Verileri Foreks tarafından 15 dakika gecikmeli sağlanmaktadır.
BIST piyasalarında oluşan tüm verilere ait telif hakları tamamen BIST'e ait olup, bu veriler tekrar yayınlanamaz. Pay Piyasası, Borçlanma Araçları Piyasası, Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası verileri BIST kaynaklı en az 15 dakika gecikmeli verilerdir.

Veri Sağlayıcı Uyarı Notu

*(Veriler FOREKS Bilgi İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır)

Foreks tarafından sağlanan Pay Piyasası, Borçlanma Araçları Piyasası, Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası verileri BIST kaynaklı en az 15 dakika gecikmeli verilerdir. BIST isim ve logosu Koruma Marka Belgesi altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm belgelerin telif hakları tamamen BIST'ye ait olup, tekrar yayınlanamaz. BIST, verinin sekansı, doğruluğu ve tamlığı konusunda herhangi bir garanti vermez. Veri yayınında oluşabilecek aksaklıklar, verinin ulaşmaması, gecikmesi, eksik ulaşması, yanlış olması, veri yayın sistemindeki perfomansın düşmesi veya kesintili olması gibi hallerde Alıcı, Alt Alıcı ve / veya Kullanıcılarda oluşabilecek herhangi bir zarardan BIST sorumlu değildir.

* Uluslarası döviz piyasası kuru
--549--//-//85.111.27.95--//-//0 sn-(18.11.2017 09:17:34-18.11.2017 09:17:34)